SELİN
Selin Göknar
Co-Admin
   
Teşekkür Sayısı: 4051
Online
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 37238
Uye ID: 2788
Nerden: !!!... BaRTıN ...!!!
|
 |
« : Ağustos 21, 2009, 21:37:49 » |
|
| Adınıza Yakışır Bir Mail isminiz@harbiaslan.com |
Fatih Şamlıoğlu 21.08.2009
Ürküten bir takım!
Galatasaray taraftarı bu Galatasaray'ı özlemişti. Galatasaray taraftarı, bu denli kalitesi yüksek, karizmasıyla etrafına ışık saçan bir teknik direktöre hasret kalmıştı.
Galatasaray taraftarı şiir gibi futbol oynayan, basan, öpen değil; ısıran, 'korku veren' bir takımı da uzun zamandır görmemişti. Rakip Tobol, Netanya, Denizlispor ya da Tallinn inanın önemli değil! Rakipler zayıf; kabul. Galatasaray henüz sınırlarını zorlamadığı bir deplasmana da gitmedi; Buna da kabul! Ancak, bu takım umut veriyor, cesaretlendiriyor, heyecanlandırıyor.
Galatasaray -herkesin dört gözle beklediği gibi- muhakkak bir yerde kaybedecek, muhakkak ki bu takımın bir yerde canı yanacak. Herkesin kaybedeceği gibi. Dünyada hiçbir takım yok ki oynadığı tüm maçları kazansın, oynadığı tüm maçlarda çağdaş futbolun bütün gereklerini yerine getirsin.
Galatasaray artık kıskanılan bir takım haline geldi. Kıskanılıyor, özeniliyor ve hedef olarak gösteriliyor. Ezeli rakiplerin 'içten içe' içi yanıyor, her ne kadar belli etmek istemeseler de; her ne kadar kendilerini 'umut tacirliği' yaparak tatmin etmeye çalışsalar da... Tallinn maçı ölçü olamaz. Denizli maçı gibi... Ancak ortada bir gerçek var ki o da; kalite farkı! Rijkaard rotasyon yapıyor, savunma tamamen değişiyor. Sorun yok! Kewell kulübede oturuyor, Aydın oynuyor. Sorun yok! Galatasaray son yıllarda hiç bu kadar komple bir takım olmamıştı. Tabii bunda Frank Rijkaard'ın büyük bir katkısı var. Olabilecek herşeyi karizmasıyla, futbol bilgisiyle, kısa zamana sığdırdığı ucu olmayan tecrübesiyle ve marka büyüklüğüyle bertaraf etmeyi başarıyor.
Rijkaard basın toplantısı yapmıyor, Neskeens konuşuyor... Rijkaard, bir anda 5-6 oyuncu birden değiştiriyor, alışılagelmişin biraz dışına çıkıyor, soyunma odasının kapısında oyuncularını karşılıyor tek tek... Yaptıklarını bir başkası yapsa neler olurdu bir düşünsenize... Geçen yıl bu takımda 6 oyuncunun birden yedek kaldığını ya da Skibbe'nin basın toplantısı yapmadığını bir düşünün bakalım, nasıl sonuçlar ortaya çıkacak. Medya Skibbe'yi yerden yere vururdu! Neden? Çünkü güven yok, sevgi yok! Ama Rijkaard'a herkes güveniyor, onun kalitesine, karizmasına ve bilgisine inanıyor.
Tobol, Netanya ve Tallinn ile Galatasaray arasında ciddi bir siklet farkı var. Galatasaray'ın rakipleri bu takımlar değil. Rakiplerin biraz daha bozması, yorması, stratejik oynaması ve dayanıklılık gücünü biraz daha arttırması gerekir ki, Galatasaray'ı daha iyi anlayalım, değerlendirelim. O yüzden siklet farkının bu denli fazla olduğu bir maçın analizi olmamalı, 'komple' bir değerlendirmesi yapılmamalı. Sadece bireysel özelliklere değinmek gerekir, biraz ruha, biraz takım içi dinamiklere...
'Türkiye'nin Galacticos'u sezon öncesi incelememde dikkat çektiğim, altını çizmek istediğim en önemli şey; 'Savaşcı Ruh' kavramıydı. Şu ana kadar oynanan maçlarda da bunu gördük. Frank Rijkaard, kaybolan Galatasaray ritmini yeniden canlandırmaya başladı, takım hiç olmadığı kadar kenetlendi. Oyuncular her yerde basıyor, doymuyor. Zevkle oynuyor Galatasaray, iştahla. Seyreden de zevk alıyor, bu seyirzevkini yaşatanlar da...
Peki Rijkaard hata yapmayacak mı? Tabii ki de yapacak. Ama bunu 'beklememek' lazım. Galatasaray'ın ya da herhangi bir takımın kaybetmesini bekleyip de 'ben demedim mi' demeyi bekleyenlerin futbol sevgisinden şüphe ettiğim gibi, birer futbol ihanetçisi olmalarını da düşünmekteyim.
Galatasaray kaybedecek, evet!
Ama sezon başında yazdığımız gibi 'önemli olan' kaybetmemeye alışmak. Rijkaard, şu anda bunu yapmaya çalışıyor. Kaybetmemeyi öğretiyor takıma, hırsı ve özgüveni aşılıyor. Galatasaray'ın Tallinn'i yenmesi, total olarak bir sonuç barındırmadığı gibi bir ölçü de olamaz. Ancak bu takımın kendini tanıması, inanması, inandırması ve kazanma alışkanlığını edinmesi açısından oldukça önemli. Ürküten ve insanın içini kıpır kıpır eden bir Galatasaray geliyor. Biraz beklemek, biraz sabretmek ve biraz da tahammül gücünü genişletmek şart! Herkes Galatasaray'ın başarısını ya da başarısızlığını bekliyor, unutmayın!..
|